Fil ve Toz: mahalle: neriman'ın ezanla işi yoktu.

filvetoz:

#1.

arnavut kaldırımlı sokağımızın ortasından ince bir su süzülürdü vaktiyle. o suyun üzerine bıraktığımız düş yüklü kâğıt gemiler, aşağı mahalleyle aramızda politik sürtüşmelere sebeb olur, kimi zaman ertesi akşam yapılacak olan dört taşlı çift kale bir maçın bütün keyfini kaçırırdı.

dik…

  

sosicksochill:

cornerstone - arctic monkeys 

O bir yerler ki, diyelim çok uzak olsun
Sen gelmiş gibisindir oralardan, otobüslerden
Yollardan, deniz üstlerinden topladığın gülüşlerle
Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.

(Source: hydrotoxicity)

(Source: yeswecancan)

  

undeadaudio:

Big Jet Plane - Angus & Julia Stone

portakalyokusu:


”Çevremdeki herkes mutsuz. Kendi çevremdeki ben dahil. Çözmeye çalışıyorum, alışılmadık çelişkiler çıkıyor ortaya. Çok özel nedenlerle bir dostuma, “bir cehennem yaşıyorum bugünlerde” dedim. “Ben de” diye yanıt verdi. Aslında onun bir cehennem yaşaması için hiçbir neden yoktu. Genel geçer ölçülere vurulduğunda, parası vardı, uzun süren ve belki de sıkıcı olmaya başlayan bir ilişkiden kurtulmuştu. Hatta kurtulmadan önce, bir çeşit garanti olarak, yeni bir ilişkiyi başlatmıştı.
Çok düşündüm onun “cehennem”ini. Galiba bütün sorun, alelade, çok yaygın ve geçerli yargıların, insan hayatına egemen olduğunu varsaymakla başlıyor. Birtakım duyguları, olağan duyguları kendimiz birer “cehennem” haline dönüştürüyoruz. Sonra birden düşündüm: “Ben neden bir cehennem yaşıyor olayım?” bir de kendi yaşadığımı sandığım “cehennem”i, başkalarına iletmekten, tanımsız ve gereksiz hatta umursız ve onur kırıcı bir çeşit savunmaya geçmemin ne anlamı var?
Ayırt ettiğim bir başka gerçek daha var bu arada. Kendi “cehennem”leri içinde bunalanlar, size, sizinkini söyletmekten bir avuntu duyuyorlar. Siz konunuza ne kadar uzak durmaya çalışırsanız çalışın, sözü oraya getirmekte büyük bir ustalık gösteriyorlar.
Sizinkinin belki biraz daha büyük, biraz daha yakıcı olması sanki bir ölçüde su serpiyor yüreklerine. Onur kırıcı olması bundan. Kimdir cehennem? Üstelik niye cennetsiz?”
Şiir Günlüğü - Ağustos 1983, Turgut Uyar

portakalyokusu:

”Çevremdeki herkes mutsuz. Kendi çevremdeki ben dahil. Çözmeye çalışıyorum, alışılmadık çelişkiler çıkıyor ortaya. Çok özel nedenlerle bir dostuma, “bir cehennem yaşıyorum bugünlerde” dedim. “Ben de” diye yanıt verdi. Aslında onun bir cehennem yaşaması için hiçbir neden yoktu. Genel geçer ölçülere vurulduğunda, parası vardı, uzun süren ve belki de sıkıcı olmaya başlayan bir ilişkiden kurtulmuştu. Hatta kurtulmadan önce, bir çeşit garanti olarak, yeni bir ilişkiyi başlatmıştı.

Çok düşündüm onun “cehennem”ini. Galiba bütün sorun, alelade, çok yaygın ve geçerli yargıların, insan hayatına egemen olduğunu varsaymakla başlıyor. Birtakım duyguları, olağan duyguları kendimiz birer “cehennem” haline dönüştürüyoruz. Sonra birden düşündüm: “Ben neden bir cehennem yaşıyor olayım?” bir de kendi yaşadığımı sandığım “cehennem”i, başkalarına iletmekten, tanımsız ve gereksiz hatta umursız ve onur kırıcı bir çeşit savunmaya geçmemin ne anlamı var?

Ayırt ettiğim bir başka gerçek daha var bu arada. Kendi “cehennem”leri içinde bunalanlar, size, sizinkini söyletmekten bir avuntu duyuyorlar. Siz konunuza ne kadar uzak durmaya çalışırsanız çalışın, sözü oraya getirmekte büyük bir ustalık gösteriyorlar.

Sizinkinin belki biraz daha büyük, biraz daha yakıcı olması sanki bir ölçüde su serpiyor yüreklerine. Onur kırıcı olması bundan. Kimdir cehennem? Üstelik niye cennetsiz?”

Şiir Günlüğü - Ağustos 1983, Turgut Uyar

  

currentrotation:

“The Pretender” by The Foo Fighters

“I’m the voice inside your head, you refuse to hear, I’m the face that you have to face, mirrored in your stare…”

Zaten benim kafam bir dünya gibi, her an içimde bir adam, bir başka adam doğuyor, yaşıyor, ölüyor ve bir başkası doğuyor. Ve ben, asıl ben, bu doğup ölen adamların kafalarındaki silik bir hatıra gibiyim, hepsinde aynı olan bir hatıra. Ben hep böyleydim. Yalnız etrafıma kendimi oyalayan bağlarla bağlanırdım. Buradaki yalnızlık mutlak bir dimağ yalnızlığı, beni kendimle bıraktı ve ben içimi seyretmeye alıştım, kendimi artık kandıramıyorum ve hep kendi kendime soruyorum: Beni bu dünyaya bağlayan nedir?